<p class="wp-block-paragraph">Trake akarı olarak bilinen <em>Acarapis woodi</em> (Rennie 1921) (Acari: Tarsonemidae) bal arılarının (<em>Apis mellifera</em>) solunum sistemine yerleşerek enfestasyona neden olan parazitik bir akardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Etken ilk olarak 1921 yılında İngiltere&#8217;de keşfedilmiş ve kısa sürede Avrupa&#8217;nın diğer bölgelerine yayılmıştır. Aslında İngiltere’de daha önce ortaya çıkan bu parazit, bilimsel literatürde o dönem arı kolonilerinde görülen “Wight Adası Hastalığı” (Isle of Wight Disease) ile ilişkilendirilmiş ancak etken bilimsel olarak 1921 yılında tanımlanmıştır. Zamanla diğer kıtalara da yayılarak bal arıları için küresel bir tehdit haline gelmiştir. Bugün parazitin varlığı Kuzey Amerika, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’nın bazı bölgelerinde rapor edilmiş olsa da bu tür ile ilgili çalışmalar kısıtlıdır. Türkiye’de bu türün varlığı ise ilk kez 2023 yılında moleküler olarak tespit edilmiştir. Konak üzerinde etkenin tespitinin zorluğu ve hastalık belirtilerin fark edilebilir olmaması çalışmaları kısıtlamaktadır. ;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Morfoloji</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Trake akarı erişkinleri yaklaşık 125–174 µm uzunluğunda ve 80–125 µm genişliğindedir. Oldukça küçük olduğu için arı yetiştiricileri tarafından tespit edilmesi güçtür. Oval yapıda olan akarlar genellikle soluk beyazdan açık sarıya kadar değişen bir renk tonlarına sahiptir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Biyoloji ve Yaşam Döngüsü</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Trake akarının tüm gelişim aşamaları arıların solunum sisteminde gerçekleşir. Delici emici ağız yapıları sayesinde arıların hemolenfi ile beslenirler. Dişiler yumurtalarının solunum sistemi içerisine bırakır. Yumurtadan çıkan larvalar, trake içinde beslenerek gelişir ve erişkin hale gelirler. Bu süreç, yaklaşık 12-15 gün sürer. Erişkin dişi akarlar, yeni konaklara geçiş yaparak döngüyü devam ettirirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bulaşma</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Etkenin bulaşması arılar arasındaki yakın temas yoluyla (enfeste kovanlardan nakil) özellikle de kış aylarında arıların sıkı kümeler oluşturduğu dönemlerde şekillenmektedir. Bu durum, koloniler arasında bulaşma riskini de artırır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Konak Üzerindeki Etkileri ve Teşhis</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Enfeste arılarda kanat deformasyonları, kas zayıflamasına bağlı olarak uçma yetisinde azalma (solunum güçlüğü kaynaklı) ve genel durum bozukluğu gözlemlenir. Karın (abdomen) şişkin olabilir. İlkbaharda ani ölümler, kovan etrafında bir araya toplanma davranışı sergilemeleri, yaşam sürelerinin kısalması ve bal üretiminin azalması gibi belirtiler etkeni akla getirebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sağlıklı bal arılarının trakesi soluk, şeffaf ve temiz bir yapıdayken enfeste bal arılarında koyu renkli lekeler ve kabuklaşma mevcuttur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teşhis mikroskobik muayenede trake içindeki akarların tespit edilmesiyle direkt olarak veya moleküler ve serolojik yöntemler kullanılarak yapılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca enfeste bal arıları viral ve bakteriyel hastalıklara karşı duyarlı hale gelebilirler.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kontrol ve Tedavi Yöntemleri</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Etkenin oldukça küçük olması (100-200 mikron arası) ve ayırt edici belirtilerin olmaması ve düşük enfestasyona sebep olması nedeniyle genellikle arı yetiştiricileri tarafından göz ardı edilmektedir. Tedavide genellikle formik asit ve mentol gibi kalıntı bırakmayan kimyasallar uygulanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca bal arılarının iç güdüsel bir davranışı olan kendini temizleme davranışı enfestasyon oranlarını düşürdüğü görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak diğer paraziter arı zararlılarında olduğu gibi Trake akarı (<em>Acarapis woodi</em>), bal arısı kolonilerinin sağlığını tehdit eden önemli bir parazittir. Etkili kontrol stratejileri geliştirmek için parazitin biyolojisinin ve yayılım yollarının daha iyi anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca, kullanılan tedavi yöntemlerinin arı kolonileri üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri de dikkate alınmalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Kaynakça</strong></h3>



<ul class="wp-block-list">
<li>Akpınar, R. K., Sevim, A., Sevim, E., Kaya, S., Türlek, Ş. Ö., Aydin, C., &#8230; &; Aydın, İ. (2023). PCR-based detection of the honeybee tracheal mite (Acarapis woodi) in Türkiye. Parasitology Research, 122(7), 1663-1670.</li>



<li>Doğanay, A. &; Aydın, L. (eds.) (2017). Bal Arısı Yetiştiriciliği, Ürünleri, Hastalıkları. Dora Yayıncılık. Bursa, Türkiye.</li>



<li>Melathopoulos, A. P., Winston, M. L., Whittington, R., Higo, H., &; Le Doux, M. (2000). Field evaluation of neem and canola oil for the selective control of the honey bee mite parasites Varroa jacobsoni and Acarapis woodi. Journal of Economic Entomology, 93(3), 559-567.</li>



<li>Otis, G. W., &; Scott-Dupree, C. D. (1992). Effects of Acarapis woodi on overwintered honeybee colonies in New York. Canadian Entomologist, 124(4), 763-770.</li>



<li>Öztürk, S., Umur, Ş., Yılmaz, F., Ese, H., &; Güney, F. (2016). Türkiye’de bulaşması muhtemel illere ait bal arılarında trake akarı varlığının araştırılması. Arıcılık Araştırma Dergisi, 8(2), 1-4.</li>



<li>Sammataro, D., Gerson, U., &; Needham, G. (2000). Parasitic mites of honey bees: Life history, implications, and impact. Annual Review of Entomology, 45(1), 519-548.</li>
</ul>

Trake Akarı (Acarapis woodi)

