Sherlock Holmes: Adli Bilimin Öncüsü

Edgar Allan Poe’nun 1841 yılında yazdığı ile dedektif hikayesi olan “The Murders in the Rue Morgue” ‘yi yazması ile Arthur Conan Doyle’un 1887’de yazdığı ilk Sherlock Holmes hikayesi olan “A Study in Scarlet” arasındaki dönemde suç fikri ile kurgulanmaış hikayelerde şans ve tesadüf büyük rol oynadı. Wilkie Collins’in hikayesi “Zebedee’yi Kim Öldürdü?” (1881) bu türde yazılan birçok örnekten sadece bir tanesidir. Ancan Conan Doyle, dedektifinin davalarını mantığını kullanarak çözmesine karar verdi. Poe’nın olay örgüsü fikirlerinden esinlendi ve Sherlock Holmes’u yaratırken kısmen Poe’nun dedektifi C. Auguste Dupin’den model aldı. Conan Doyle, Holmes’u bir bilim adamı ve adli yöntemlerin yenilikçi ve öncü ismi yaptı. Holmes, yaptığı tespitlerde o kadar ön plandaydı ki, suç çözme teknikleri üzerinde birkaç monografi yazdı. Sherlock Holmes, İngiltere ve Amerika’daki resmi polis güçleri tarafından yıllar spnra benimsenecek olan birçok suç çözme tekniğine sahipti. Bu durum Sherlock’un mantık, tümdengelim ve bilimin algılama yöntemlerine hakim olduğu 60 hikaye ile son buldu.

Parmak izleri, daktilolar ve ayak izleri

Sherlock Holmes, parmak izinin kanıt olarak kullanılmasında da çağının ötesinde bir düşünceye sahipti. Parmak izlerinden ilk bahsedilen vaka Dörtlü İşaret (1890)’dır ve Scotland Yard’da 1901 yılına kadar parmak izleri kullanılmaya başlanmamıştı. Otuz altı yıl sonra, 55. hikaye olan “Üç Gables’ın Macerası”nda (1926), parmak izleri hala tespitte yer alıyordu. “The Adventure of the Norwood Builder”da (1903), bir parmak izinin ortaya çıkması, suçun çözümünde en önemli delil kabul edilmiştir. Conan Doyle’un, Alphonse Bertillon tarafından Paris’te icat edilen ve vücudun 12 özelliğini ölçmeye odaklanan tanımlama sistemi olan Bertillonage’ı (antropometri olarak da adlandırılır) değil, Holmes’un parmak izlerini kullanmasını tercih ettiğini belirtmek ilginçtir. İki yöntem yıllarca adli üstünlük için yarıştı. Zeki Conan Doyle, Holmes’un Bertillonage yerine parmak izlerini kullanmasını sağlayarak en sağlam bilimsel geleceğe sahip yöntemi seçti. Holmes ayrıca daktiloyla yazılmış belgelerin analizinde bir yenilikçiydi. Daktiloyu içeren bir vakada, “A Case of Identity” (1891), yalnızca Holmes, Mary Sutherland’ın Hosmer Angel’dan aldığı tüm mektupların daktiloyla yazılmış olduğu gerçeğine odaklanır. Dr. Watson’a Angel’ın mektuplarında kesinlikle hiçbir şeyin el yazısıyla yazılmadığına dikkat çekiyor; adı bile yazılır ve imza atılmaz. Bu gözlem Holmes’u suçluya götürür. Holmes, şüphelisinden daktiloyla yazılmış bir not alarak, adamın daktilosunun özelliklerini zekice analiz ediyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde Federal Soruşturma Bürosu (FBI) 1932’de belge analizi bölümüne başladı. Böylece, Holmes bir kez daha tespitte ön saflarda yer aldı. (Holmes, daktilo ve onun suçla ilişkisi üzerine bir monografi yazmayı düşündüğünü bile belirtiyor.)

Sherlock Holmes, kimyasal bir araştırma üzerinde çalışıyor.
Kaynak: The Naval Treaty © Museum of London


El yazısı belgeler dokuz hikayeden oluşuyor. Aslında Holmes, el yazısından cinsiyeti tespit edebilmekte ve yazarın karakteri hakkında çıkarımlarda bulunabilmektedir. İki yazı örneğini karşılaştırabilir ve kişilerin akraba olup olmadığını anlayabilir. Uzmanlığı o kadar fazladır ki, Holmes belgelerin tarihlendirilmesi üzerine bir monografi yazmıştır. “The Adventure of the Reigate Squire” (1893) adlı eserindeki el yazısı analizi özellikle etkilidir. Holmes, suçlayıcı notun iki ilgili kişi tarafından ortaklaşa yazıldığını gözlemliyor. Bu, babası ve oğlu Cunninghams’ın suçlu taraflar olduğunu çabucak çıkarmasını sağlar. “The Adventure of the Norwood Builder”da Holmes, Jonas Oldacre’ın vasiyetini trene binerken yazdığını söyleyebilir. Kimsenin böyle önemli bir belgeyi trende yazmayacağını düşünen Holmes, vasiyetin sahte olduğuna ikna olur. Böylece, davanın başından beri Holmes, gerçek suçlunun izini sürmektedir.
Holmes tarafından kullanılan bir diğer adli araç da ayak izi analizidir. Ayak izlerini ilk kullanımı ilk hikayede (1887) gerçekleşir ve 57. hikaye olan “Aslanın Yelesinin Macerası” (1926) kadar geç bir tarihe kadar bu tür baskıları kullanmaya devam eder. “Boscombe Vadisi Gizemi” (1891), ayak izi analizi ile neredeyse tamamen çözüldü. Holmes, çok çeşitli yüzeylerdeki ayak izlerini analiz edebilir: killi toprak, kar, halı, toz, çamur, kan, kül ve hatta bir perde. Bir kez daha, Holmes öyle bir uzman ki, Paris’in alçının bir etki koruyucusu olarak kullanımı üzerine bazı açıklamalarla birlikte ayak izlerinin izini sürmek üzerine bir monografi yayınladı.

Şifreler ve köpekler

Holmes başkalarının anlamakta zorluk çektiği farklı şifreleme yöntemleri ile olan gizli mesajları da çözebilecek kadar zeki bir dedektifti. . “The Adventure of the Gloria Scott”ta (1893), kelimelerle oluşturulan gizli mesajı çözer. Bu hikayede kullanılan benzer bir sistem Amerikan İç Savaşı’nda kullanılmıştı. Korku Vadisi’nde (1914–15), Holmes’un düşmanı Profesör James Moriarty tarafından yönetilen organizasyonun içine yerleştirilmiş bir adam bulunuyordu. Holmes şifreli bir mesaj aldığında, önce şifrenin bir kitapta kullandığını fark etti. Hangi kitap olduğunu çıkardıktan sonra mesajı çözebileceğini biliyordu. Benedict Arnold, İngilizlere General George Washington’un birlik hareketleri hakkında tam olarak bu şekilde bilgi gönderdi. Ancak Holmes’un kriptolojiyi en başarılı kullanımı “Dans Eden Adamların Macerası”nda (1903) görülür. Mesaj olarak bırakılan çöp adamların analizi, en yaygın harf olarak e ile başlayan frekans analizi ile yapılmaktaydı. Conan Doyle, daha önce aynı fikri “Altın Böcek”te (1843) kullanmış olan Poe’yu yine takip ediyordu. Holmes’un kriptoloji monografisi 160 ayrı şifreyi analiz ediyor.

Holmes ayrıca suçları çözmek için köpekleri ilk kullananlardandı. Aslında Conan Doyle bize ilginç bir dizi köpek hikayesi sunuyor. Müfettiş Gregory tarafından “The Adventure of Silver Blaze” (1892) -“Köpek gece vakti hiçbir şey yapmadı”-‘nda konuşulan 60 hikayenin en ünlü dizesi, doğrudan Sherlock’un “garip bir köpek.” dizesiydi. Gregory bu esrarengiz ipucu karşısında şaşırdı. Sadece Holmes, köpeğin hareketsizliğinin ipucu olduğunu anlamış görünüyor; köpek bir şeyler yapmalıydı. “The Adventure of Shoscombe Old Place”de (1927), Lady Beatrice Falder’ın köpeği tam tersi bir davranış sergiliyor: Hırlamaması gerektiğinde hırlıyordu. Bu sefer köpeğin eylemleri çözümün anahtarı olduğu fark edildi. Diğer iki durumda Holmes, insanların hareketlerini takip etmek için köpekler kullandı. The Sign of the Four’da köpek (Toby), Andaman Adaları’ndan Pigme Tonga’yı bulmak için kreozot kokusunu takip etmekte başarısız olur. “Kayıp Üç Çeyrek’in Serüveni”nde (1904), köpek (Pompey) Godfrey Staunton’u anason kokusuyla başarılı bir şekilde takip eder. Başka bir yerde Holmes yazmayı düşündüğü başka bir monografiden bahseder – bir tanesi dedektiflik çalışmalarında köpeklerin kullanımı üzerinedir.
Holmes masalları kanunu, çeşitli gruplar tarafından defalarca derecelendirildi ve neredeyse her zaman ilk hikayeler en yüksek notları aldı. Conan Doyle’un genel olarak Holmes’la işi bitirmek istediği doğru olsa da, “The Adventure of the Final Problem”de (1893) Reichenbach Şelaleleri’nde onu öldürdükten sonra halk tarafından karakteri canlandırması için zorlandı. Ayrıca, ilk hikayelerin, zorlayıcı Holmes tarafından büyüleyici bir şekilde ortaya konan en adli bilimleri içermesi de tesadüf değildir.

Kaynaklar:

https://www.britannica.com/topic/Sherlock-Holmes-Pioneer-in-Forensic-Science-1976713

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: