İstanbul Kertenkelesi (Podarcis sicula)
İstanbul kertenkelesi veya İtalyan duvar kertenkelesi olarak da bilinen Podarcis sicula, Türkiye’nin kuzeybatısında, özellikle İstanbul ve çevresinde gözlemlenmeye başlayan egzotik bir kertenkele türüdür. Akdeniz kökenli olan bu tür, yüksek çevresel toleransı ve davranışsal esnekliği sayesinde yeni bölgelerde kolaylıkla yaşam alanı oluşturabilmektedir. Türkiye’de İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bolu ve Zonguldak illerinde görülebilmektedir.
Fiziksel Özellikler ve Tanım
İstanbul kertenkelesi, ince ve çevik yapılı vücudu sayesinde taşlık alanlar ile yoğun bitki örtüsüne sahip bölgelerde kolaylıkla hareket edebilmektedir. Gövde uzunluğu genellikle 6 ila 9 cm arasında değişmekte olup, kuyruğu vücut uzunluğunun iki katına kadar ulaşabilmektedir. Bu oldukça uzun kuyruk, yalnızca denge sağlamakla kalmamakta, aynı zamanda yırtıcılardan kaçış sırasında koparak dikkat dağıtıcı bir savunma mekanizması işlevi de görmektedir (ototomi). Bu özellik, türün hayatta kalma stratejileri arasında önemli bir yer tutmaktadır.
Sırt bölgesi çoğunlukla zeytin yeşili, kahverengi veya gri tonlarında olmakta ve siyah lekeler ile çizgilerle desenlenmiş bir görünüm sunmaktadır. Üreme dönemindeki erkek bireylerin yan taraflarında belirgin mavi lekeler görülebilmektedir. Karın kısmı ise beyazdan sarıya veya açık yeşile kadar değişen tonlarda olabilmektedir. Parlak ve sık yapılı pullarla kaplı vücudu, güneş ışığını yansıtmakta; bu da hem dikkat çekici bir görünüm hem de doğal ortamında etkili bir kamuflaj sağlamaktadır. Bu renk çeşitliliği, türün farklı habitatlara başarıyla uyum göstermesine katkı sunmaktadır.
Üçgenimsi baş yapısına ve büyük yan yerleşimli gözlere sahip olan Podarcis sicula, bu sayede geniş bir görüş alanına ulaşabilmektedir. Erkek bireylerde başın daha büyük olması ve çene kaslarının gelişmiş olması, yüksek ısırma kuvveti ile ilişkilendirilmektedir. Bacaklar oldukça çevik bir yapı sergilemekte; ön bacaklar tutunma, arka bacaklar ise sıçrama ve hızlı hareket için özelleşmiş durumdadır. Keskin ve kıvrık yapılı tırnakları sayesinde taş duvarlara ve ağaç gövdelerine kolayca tutunabilmektedir.

Fotoğraf: Furkan EREN
Tür Biyocoğrafyası ve Yaşam Alanları
Ana vatanı İtalya olan Podarcis sicula, zamanla Akdeniz’in birçok köşesine insan eliyle taşınmış ve taşındığı bölgelerde başarılı bir şekilde de yayılmıştır. Türkiye’de özellikle İstanbul ve Marmara Denizi’ne yakın adalarda ilk olarak görülmeye başlanmıştır. Genellikle taş duvarlar, tarihi yapılar ve bahçelerde görülen bu türler, kentleşmiş ortamlarda dahi yaşamını sürdürebilmektedir. Türkiye’deki varlığının süs bitkilerinin veya yapı malzemelerinin İtalya’dan taşınması ile başladığı tahmin edilmektedir. Türkiye’de İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bolu ve Zonguldak illerinde görülebilmektedir.
Takson Bilgisi ve Sınıflandırma
İstanbul kertenkelesi, duvar kertenkeleleri (Lacertidae) ailesinin bir üyesidir ve genetik çeşitliliği ile dikkat çekmektedir. Podarcis sicula için bugüne kadar 50’den fazla alttür tanımlanmış olmakla birlikte yapılan moleküler filogenetik çalışmalar, bu alt türlerinin çoğunun morfolojik farklılıklara dayandığı, genetik olarak anlamlı ayrımlar taşımadığını ortaya koymuştur. Bu durum, P. sicula‘nın fenotipik plastisiteye sahip olduğunu ve çevresel koşullara göre hızlı şekilde uyum sağlayabildiğini göstermektedir.
P. sicula’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri, farklı coğrafi bölgelerde birbirinden bağımsız olarak evrimleşmiş çok sayıda lokal varyanta sahip olmasıdır. Örneğin, Adriyatik adalarında yaşayan popülasyonlar ile güney İtalya’daki bireyler arasında mitokondriyal DNA düzeyinde belirgin farklar tespit edilmiştir. Bu çeşitlilik, türün evrimsel tarihinde tekrarlayan izolasyon ve yeniden yayılma olaylarının etkili olduğunu düşündürmektedir. Türkiye’de gözlemlenen bireylerin ise muhtemelen Calabria (Güney İtalya) kökenli oldukları ve insan kaynaklı taşınmalarla İstanbul ve çevresine yerleştikleri düşünülmektedir.

Fotoğraf: Furkan EREN
Genetik olarak baskın iki ana soy grubundan söz edilmektedir: Podarcis sicula sicula ve Podarcis sicula campestris. Bu iki grup, Pleistosen dönemi buzullaşmaları sırasında ayrı ekolojik refijyumlarda evrimleşmiş ve sonrasında yayılım göstermiştir. Günümüzde, insan etkisiyle doğal yayılım sınırlarını aşan bu tür, farklı coğrafyalarda yeni ekolojik nişler işgal etmektedir. İstanbul’da gözlemlenen bireyler, bu ekolojik esnekliğin bir göstergesi olarak hem kent ortamında hem de doğal yapılarda başarıyla tutunabilmiştir.
Adlandırma Bilgisi
İstanbul kertenkelesi veya İtalyan duvar kertenkelesi olarak da bilinen Podarcis sicula’nın bilimsel adı, hem fiziksel özelliklerine hem de tanımlandığı ilk bölgeye atıfta bulunarak oluşturulmuştur. Latince “Podarcis” kelimesi, Yunanca “pous” (ayak) ve “arkein” (hızlı olmak) sözcüklerinden türetilmiş olup “çevik ayaklı” anlamını taşımaktadır. Bu ifade, türün hareketli yapısını ve çevikliğini yansıtmaktadır. “Sicula” ise Sicilya anlamına gelmekte olup, türün ilk kez tanımlandığı bölge olan Sicilya Adası’na gönderme yapmaktadır.
Davranış Özellikleri
Podarcis sicula, aktif ve gözlem yapmayı seven sürüngenlerdir. Gündüzleri, özellikle güneşli saatlerde oldukça hareketlidir. Erkekler, üreme döneminde bölgelerini savunmak için rakiplerine karşı oldukça agresif davranabilir. Dişiyle çiftleşmeden önce başlatılan baş sallama, kuyruk titreşimi gibi davranışlar, bu türün karmaşık sosyal yapısına işaret eder. İlkbahar aylarında gözlemlenen erkekler arası mücadele, testosteron artışıyla bağlantılıdır ve üreme başarısında önemli bir etkendir.

Fotoğraf: Furkan EREN
Üreme Sistemi ve Çiftleşme Davranışları
Podarcis sicula‘nın üreme dönemi genellikle ilkbaharda başlar ve yaz başına kadar devam eder. Bu dönemde erkek bireylerin hormon seviyelerinde, özellikle testosteron ve kortikosteronda belirgin bir artış gözlenmektedir. Bu fizyolojik değişiklikler, erkeklerin daha baskın davranmasına, bölgelerini savunmasına ve dişilere kur yapmasına neden olur. Kur davranışları baş sallama, kuyruk titreşimi ve yan yana yürüme gibi görsel sinyallerle desteklenir.
Çiftleşme esnasında erkek bireyler, dişiyi sabitlemek amacıyla boyun ya da yan kısımlarından güçlü bir şekilde ısırır. Bu davranış, çiftleşme başarısında önemli bir rol oynar ve ısırma kuvveti yüksek olan erkeklerin üreme şansı daha fazladır. Araştırmalar, erkek bireylerde kafatası genişliği ve çene kaslarının büyüklüğü ile ısırma kuvveti arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Dişiye yapılan bu fiziksel baskı, üreme sürecinin kısa süreli ama etkili bir şekilde gerçekleşmesini sağlar.
Dişi bireyler genellikle yılda bir kez yumurtlar. Bu süreç, ovaryumda follikül gelişimi ve yumurta sarısı oluşumu (vitellogenez) ile başlar. Döllenmiş yumurtalar, genellikle taş altlarına ya da nemli toprağa bırakılır. Erkeklerde üreme dönemi sona erdiğinde testis aktivitesi azalır ve cinsel karakterlerde gerileme görülür. Sonbaharda spermatogenez yeniden başlasa da aktif çiftleşme gerçekleşmez. Bu döngü, fotoperiyot ve sıcaklık gibi çevresel faktörlerle sıkı ilişki içindedir ve türün yıllık biyolojik ritmini belirler.

Fotoğraf: Furkan EREN
Yaşam Süresi
İstanbul kertenkeleleri doğal yaşam alanlarında 4 ila 6 yıl arasında yaşayabilmektedir. Ancak yırtıcılık riski, gıda rekabeti ve kentsel tehditler yaşam süresini kısaltabilmektedir. Uyum yeteneği sayesinde uzun ömürlü bireyler yetişkinlik çağına ulaştıklarında birkaç yıl kadar aktif üreme gerçekleştirebilirler.
Beslenme Alışkanlıkları
İstanbul kertenkeleleri, başta böcekler ve örümcekler olmak üzere küçük omurgasızlarla beslenmektedir. Bunun yanı sıra, bitki tüketimi de gözlemlenmekte olup, bazı bireylerin diyeti büyük oranda bitkisel kaynaklı olabilmektedir. Bu esneklik, türün farklı yaşam koşullarına kolayca uyum sağlayabilmesine olanak tanımaktadır.
Özellikle kaynakların sınırlı olduğu izole adalarda, bitkisel yönelim daha yaygın hâle gelmekte; bu durum, sindirim sistemi morfolojisinde belirli yapısal değişimlerin gelişmesine neden olabilmektedir. Ayrıca, çene morfolojisindeki farklılaşmaların da beslenme içeriğiyle doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir.
İnsanlarla Etkileşimi
İstanbul kertenkelesi insanlarla doğrudan etkileşim kurmaz, ancak şehirleşmiş ortamlarda görülmesi olasıdır. Bahçelerde, taş duvarlarda ve tarihi yapılarda rahatlıkla gözlemlenebilirler. İnsanlara zarar vermeyen bu tür, özellikle biyologlar ve doğa fotoğrafçıları için ilgi çekici bir gözlem konusudur. Ancak başka bölgelerden taşınarak İstanbul’a gelmesi, yerli türlerle rekabet etmesine ve potansiyel biyolojik tehdit oluşturmasına neden olabilir.
Koruma Statüsü
Podarcis sicula, IUCN tarafından küresel ölçekte “Asgari Endişe (LC)” kategorisinde değerlendirilse de, bulunduğu bölgelerde yerel türler üzerinde ciddi baskılar oluşturabilir. Özellikle İstanbul gibi yerlerde, yerli türler olan Podarcis muralis ile rekabete girerek onların yaşam alanlarını daraltabilir. Bu yüzden, Podarcis sicula‘nın yerleştiği bölgelerdeki ekolojik etkileri dikkatle izlenmelidir. İstilacı özellikler göstermesi, bu türün ekolojik yönetim açısından özel önem taşımasını gerektirir.
Kaynaklar
Capula, M., & Ceccarelli, A. (2003). Distribution of genetic variation and taxonomy of insular and mainland populations of the Italian wall lizard, Podarcis sicula. Amphibia-Reptilia, 24(4), 483–495.
Silva-Rocha, I. et al. (2014). Molecular assessment of Podarcis sicula populations in Britain, Greece and Turkey. Acta Herpetologica, 9(2), 253–258.
Taverne, M. et al. (2020). Proximate and ultimate drivers of variation in bite force in the insular lizards Podarcis melisellensis and Podarcis sicula. Biological Journal of the Linnean Society, 131(1), 88–108.
De Falco, M. et al. (2004). Annual variations of adrenal gland hormones in the lizard Podarcis sicula. Journal of Comparative Physiology A, 190(9), 675–681.
Vervust, B. et al. (2007). Differences in morphology and behavior between recently diverged populations of Podarcis sicula. Oikos, 116(9), 1343–1352.
Vervust, B. et al. (2010). Anatomical and physiological changes associated with dietary shift in Podarcis sicula. Physiological and Biochemical Zoology, 83(4), 632–642.
Podnar, M. et al. (2005). Phylogeography of Podarcis sicula revealed by mitochondrial DNA. Molecular Ecology, 14, 575–588.
Doğabilim sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.